Zehir Zaman

Şimdi size zamanın neden her şeyin ilacı olmadığından bahsedeceğim. Çoğunuzun umurunda olmasa bile...



6 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey bir oyuncaktı. Oyuncak için ağlardım, oyuncak için gülerdim, istediğim oyuncak alınır belki diye hep daha fazla yemek yerdim, hep daha sakin olurdum, hiç ağlamazdım. Fakat bunu burada yazdığım kadar dillendirmezdim. Herkes oyuncak istediğimi bilirdi ama, beni ne kadar mutlu edeceğini kimse bilmezdi, bu yüzden ertelenirdi hep isteklerim.



8 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey alışveriş merkezine gitmekti. Oradaki dükkanları görmek, o kocaman, geniş alanda koşmaktı. Belki gideriz diye hep uslu dururdum, hiç ağlamazdım. Oradaki oyun parklarında oynamak büyük bir hayaldi benim için. AVM'nin ortasında, yürüyen merdivene yakın koltuklarda oturup yürüyen merdiveni izlemek en heyecan verici kısmıydı. Boş bir bakışla izliyorum gibi görünürdü hep ama, buraya yazacak kadar izlediğimi kimse bilmezdi.



10 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey bir bilgisayar oyunuydu. Gece gizli gizli açıp oyun oynamaya çalışırdım, oyunun bütün dünyasını keşfetmek, yeni bir şeyler öğrenmek ve kendimi geliştirmek istiyordum. Oyun oynayamadığım zamanlarda uyuyup rüyalarımda oynamaya devam ediyordum. Başka bir isteğim yoktu. Rahatça oyun oynamak için hiç ağlamazdım, hep uslu uslu otururdum evin bir kenarında. Uslu görünürdüm dışarıdan ama, bağırarak ağlamak istediğimi kimse bilmezdi.



12 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey yazı yazmaktı, aşık olmuştum. Derslerim çok iyi gidiyordu, mutluluğumu elde etmek için hep çok ders çalışırdım. Artık ilk defa mutluluğum kendi elime geçmişti. İstediğim zaman yazıp, istediğim zaman silebilirdim. Tek başıma mutlu olabilirdim. Aşık olduğum kişiye onu sevmenin basit bir şey olmadığını anlatmak istiyordum. Onun hakkında yazılar yazmak beni mutlu ediyordu. Sinirlendiğimde ona belli etmezdim, kavga ettiğimizde ağlamazdım, onu mutsuz edecek her şeyden kaçınırdım. Usluydum kısacası. Büyükler dalga geçerdi, "Bu yaşta ne aşkı, ne yazısı" derlerdi ama, onun sesini duyduğumda yaşadığım hissi kimse bilmezdi.



16 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey bir kitabımın olmasıydı. Bu 4 sene içinde hatırı sayılır yazmıştım. Küçükken okuduğum kitaplardaki gibi üzerinde ismim olan, içinde yazılarım olan bir kitap istiyordum sadece. Para kazanmam gerekiyordu bunun için ve okula giderken çalışmaya başlamıştım. Çalıştığım yerde memnun değildim. Sessizdim, çok konuşmuyordum, sadece işimi yapıyordum. Usluydum kısaca. Hayallerimi insanlara anlattığımda "Derslerine odaklan, çok konuşma" diyorlardı ama, bugünlerde en çok benim konuşacağımı bilmezlerdi.



20 yaşındaydım, beni mutlu edecek tek şey arkadaşlıktı. Üniversiteyi başka bir şehirde okumuştum, bir iki insan hariç kimseyle anlaşamazdım. Küçük bir yerdi, sürekli olaylar olurdu. Yalnızdım, kendi arkadaşlarımı çok özlüyordum. Bazen sinirden ağlayacak gibi oluyordum ama onların kitabında "erkek adam ağlamaz" yazıyordu. İnsanlardan uzak kalmayı tercih ettim. Derse girip eve dönüyordum, usluydum kısacası. Sınıftakiler bana ne kadar "arkadaşım" demiş olsa bile, aslında hiç arkadaşım olmadıklarını bilmezlerdi.



24 yaşındayım, şimdi beni mutlu edecek tek şey zamanı geri alabilmek. 


Ağlamayalı yıllar oldu,

Usulca bekliyorum.



SON YAZILAR