İzleme Rehberi: Alien

"Uzayda, kimse senin çığlık attığını duyamaz."



"İzleme Rehberi" Serisi Nedir? Azılı bir korku filmi hayranı olarak, çoğu korku filminin 1980'lerden başlayıp 2010'lara kadar "ohh bu karakter/yaratık tuttuysa 4-5 film daha çıkartırız bundan" mantığıyla yapıldığını şapkayı önüme koyarak kabul ediyorum. Zaten senaryoları o zamanlar için dahi pek parlak olmayan korku filmleri (Hellraiser ve Elm Sokağında Dehşet gibi istisnaları saymazsak), devam filmleri yapıldıkça daha da kabak tadı verdi, daha da saçmaladı. İzleyiciler de bir yere kadar dayanabiliyor tabi, onlar da izlemeyi bırakınca boktan devam filmleriyle beraber dosyalar kapanıyor, akıllarda da korku filmlerini kötülemenin en kolay yolu olan o rezalet filmler kalıyor sonunda. Milenyumun vermiş olduğu güce dayanarak gelen iğrenç CGI'lı devam filmleri ve ardından gelen, Paranormal Activity ile başlayan found-footage furyasının sonlarında doğru, Hollywood otoriteleri korku filmlerinin tekrardan pazar payında güzel bir yer tuttuğunu görerek, en hızlı ve en garanti yoldan yeniden korku filmlerine yöneldi: Remake, yani eski filmlerin tekrardan yapımları. Anlatma sebebim şu ki; birçok seri için artık elimizde ana film, ana filmin ardından gelen devam filmleri, onun ardından gelen ama ana olay örgüsünün dışında tutulan ("canon" sayılmayan) filmler, birkaç yönetmenin 1990-2000 civarında hızlı gelişen görsel teknolojiler sayesinde yaptığı remake'ler ve 2010 sonrası remake'ler var. Tüm bu kargaşa doğal olarak göz korkutucu olduğu için, bir korku filmi amelesi olarak bu yazı serisinde yardımınıza koşuyor, korku ve gerilim film serilerini izleme sırasına göre inceliyor, ardarda izlemek ve tüm bu hengameden tek seferde kurtulmak isterseniz ne kadar süreceğini söylüyorum. İlk konuğumuz, vıcır vıcır ve çenesi düşük bir kişiliğe sahip. Alien'ı Şekillendirmek

Özünde "bir uzaylı tecavüzü filmi" olarak planlanan ve ilk ismi Star Beast (ucuz kurtulmuş film şu isimden) olan Alien'ın daha senaryosu yazılmadan önce senarist Dan O'Bannon, Alejandro Jodorowsky'ye o zamanlarda meşhur Dune filmi için yardım ediyor. İşe bakın ki, her türlü biyo-mekanik-siber-iğrençlik üstadı H.R. Giger'da Dune filminin ekibinde o sırada. H.R. Giger, O'Bannon'ı "bak uzaylı muzaylı diyorsun abi bende bir çizimler var tam senlik " diyerek lafa tutuyor ve Necronom IV isimli çizimini göstererek, Alien'ın (daha doğrusu Xenomorph olarak bilinen halinin, çünkü film boyunca Anadolu'nun çeşitli yörelerinden Alien tipleri tanıyoruz) temelini atıyor. Bu detaylara girdim, çünkü bana kalırsa Alien'ı bir kült haline getiren şey senaryosu veya Ripley'in inanılmaz karakter gelişimi değil, H.R. Giger'ın çizimine bu kadar sadık kalındığı için Alien'ın görsel olarak hafızalara kazınması. H.R. Giger'ın Alien'ı tasarladığını bilmeden keşfetmiştim, birkaç çizimine baktığımda "dur lan bunlar aynı Alien'a benziyor" dedikten sonra gerçeği öğrendiğimde kafayı yemiştim.

H.R. Giger - Necronom IV

Daha da detaylara düşmek isteyenlerle ayrı bir yazıda bir araya geliriz. Şimdi amelelik zamanı.


1. Alien (1979)




Tasarım harikası uzaylımızı birden bire seyirciye vurmak adına afişte ve fragmanda gizleyen, kadın ana karakterlerin en savaşçı ruhlusu Ripley ile tanıştıran ve her bir efektin heykellerle, sıvı karışımlarla ve çeşitli malzemelerle yapıldığı (Alien'ın çenesindeki tendonların yırtık prezervatiflerden yapılmış olması gibi), buram buram emek kokan film. 1979 senesi, slasher filmleri, hatta genel olarak korku filmleri için bile gerçekten çok erken bir yıl." Facehugger", "chestburster", "Alien yumurtası" gibi nesiller sonrasına ilham verecek görüntüler ve şekiller yaratması adında inanılmaz yaratıcı bir film. En sevdiğim Alien filmi olması haricinde, hala en sevdiğim yaratık filmlerinden. Konumuz sade: Uzaydan Dünya'ya dönmek üzere olan ekibimiz yakınlardan geçtikleri gezegenden sinyaller alır. Alış o alış.


  • Yönetmen: Ridley Scott (Blade Runner, Gladiator, Hannibal)

  • Yazar: Dan O'Bannon, Ronald Shusett

Puan: 9/10



2. Aliens (1986)




Evet, geldik zurnanın zart dediği yere. Bakın afişe. Bakın bakın, iyice bakın. Silah görünüyor, yumurtalar görünüyor. Yumurtalar olmasa bizzat Xenomorph'un kendisi görünecek. İlk filmin yönetmeni Ridley Scott'a devam filmi hakkında soru sorulduğunda "olsa güzel olur tabi, ama Alien'ın kökenlerini göstermek isterim bu sefer" diyor. Scott'ın yüzüne bile bakmayan yapımcılar, o sırada Terminator (1984) ile piyasayı alt üst eden James Cameron'a koşuyor. Filmin yapımcısı Twentieth Century Fox bu zamanlarda baya yan gidiyor. Cameron'a bel bağlıyorlar, ellerindeki tüm parayı veriyorlar "kardeş al bunu kurtar bizi" dercesine. Piyasayı oynatan James Cameron çekiyor filmi tabi, hem de en para getirecek haliyle: Alien'ların üstüne ilk filmin aksine tavşan gibi ışık vuruluyor, Ripley adeta bir Rambo haline getiriliyor. Ridley Scott'ın ekibi bu filmde de komple çalışıyor ama Cameron'un hareketlerine ve tekniklerine ayar oluyorlar iyice. Güç bela bitiyor film, Fox'tan hızlıca bir onay alıp yayınlanıyor. Sonuç: Piyasanın içinden geçiyor. Hatta Cameron'un filmin ismini getireceği para sebebiyle "Alien$" olarak düşündüğü için "Aliens" diye adlandırıldığı bile söyleniyor. İlk filmden 57 sene sonra, Ripley karşı çıktığı halde çeşitli sebepler yüzünden, daha sonra pek çok Alien ürününde ismini göreceğimiz Colonial Marines ile Alien'ların kucağına, insan kolonisini kurtarmaya gider.

  • Yönetmen: James Cameron

  • Senarist: James Cameron, David Giler, Walter Hill

Puan: 7/10

3. Alien³ (1992)



Ripley (:D) 2. filmin hemen ardından bu sefer de bir hapishaneye çakılıyor kaçış gemisiyle. Bayat başlangıcın ardından gelen güzel sahneler ve bu sefer filmin başına geçen David Fincher'ın etkisiyle sürprize sahip bir senaryo, genel olarak Alien serisinin tekrara bağlamasına engel olmuyor. Filmin arkaplanı yine sıkıntılı, Alien filmlerinde hep bir basiretsizlik var. James Cameron "yaptık bitti işte daha ne" diyip yeni bir şeyler yaratmak üzere seriden çekiliyor. Ridley Scott'a gidiyorlar, adam diyor ki "abi Alien'ın kökenleri falan" der demez bu sefer yazarlar (bir önceki filmden tanıdığımız David Giler ve Walter Hill) nanayı çekiyor. Fox, o zamanlarda müzik kliplerinin aranan yönetmenlerinden David Fincher'ı bu batağa sürüklüyor.


Fox ve yazarlar tarafından David Fincher o kadar kısıtlanıyor ve zora sokuluyor ki (30 yaşında, daha ilk filmini çekecek olan bir delikanlı o zamanlar tabi), film her zamanki gibi boka sarıyor. Fincher'ın yetiştirmek için uyumadan çektiği sahneler bile filmin son halinden atılıyor. Neyse ki durumun vehametini gören iki kişi oluyor da savunuyor orada Fincher'da suç olmadığını. Biri senelerdir Ripley'i oynayan Sigourney Weaver, diğeri de Fox'un boktanlığından haberi olan yapımcı Arnold Kopelson. Kopelson elleriyle Se7en'ın yönetmenliğini Fincher'a teslim ederek, Fincher'ın yönetmenlik hayatını kurtarıyor. David Fincher "lanet olsun çektiğime çekeceğime pişman oldum" dese ve Alien 3'ü filmlerinden kabul etmese de, en onayladığı versiyon 2010 yılında çıkan Assembly Cut. 37 dakikalık kesilmiş sahne eklediğinden filmin şekli şemali çok daha toparlanıyor, dolayısıyla bu versiyonu izlemeniz çok daha doğru.


  • Yönetmen: David Fincher (Se7en, Zodiac, Gone Girl)

  • Senarist: Vincent Ward, David Giler, Walter Hill


Puan: 7/10

4. Alien: Resurrection (1997)


Birçok kişi için en kötü Alien filmi olabilir, bana kalırsa Aliens ve Alien 3'den kat kat iyi. Kesinlikle Alien'ın sahip olması gereken gizlilik, karanlık, şerefsizliğe sahip değil, ancak Alien 3'ü bence hem güzel bir şekilde bağladı, hem de kendini izletecek karakterler ekledi.


Konusunu okumayı Alien 3'ün sonunu bozacağından dolayı tavsiye etmiyorum ("resurrection" :/), yine de çok merak eden varsa buyursun başka yerlerden okuyabilir. Alien 3'ten 200 yıl sonrasında, Dünya'ya giden bir gemide, gemiye 2 çay içmek için binen uzay korsanları ekibiyle geçtiğini bilmeniz yeterli.


Yönetmen Jean-Pierre Jeunet'nin Hollywood'a girdiği gibi de çıktığı filmdir. Aslında hafif komedi, hafif dram unsurlarını seven tam Fransız usulü işler yapan Jeunet, Joss Whedon'un daha eğlenceli ve komedi barındıran unsurlarına rağmen çok daha ciddi çalışmayı hedefledi, Fox da Alien 3 hezimetinden dolayı yönetmene senaryoyu değiştirme yetkisi verdi. Bana kalırsa çok doğru bir tercih olmuş olabilir, ama ticari başarısı bu sebeple kısıtlandı diye düşünüyorum. Uzay korsanlarından 1-2 karakter zaten komedi dozunu tek başına taşıdı, biri Ron Perlman olmak üzere. Jeunet pisliğe ve vahşete (hem Alien'dan hem de Hollywood'dan bahsediyorum) doyunca memleketine dönüp Amelie'yi çekti. Joss Whedon da aklındaki hareketli, eğlenceli aksiyon fikrini batırdılar diye Serenity'yi yazdı, yetmedi Avengers ve Avengers: Age of Ultron'un senaryosunu yazdı. Keşke yetti deseydim, ama yetmedi ve o bok gibi Justice League (2017) filminin de senaryosunu yazdı. Güzel son, uzay korsanları, yepyeni ve iğrenç bir Alien türü (son görüşümüz de bir o kadar iğrenç) gibi detaylarıyla gayet "izlenir" bir film. Hor görmeyin.


  • Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet

  • Senarist: Joss Whedon


Puan: 8/10



5. Prometheus (2012)

</