İnceleme: "Yıldız Bekçisi Köpek"

Elde edilemeyecek şeyleri arzulamak.

2 ayrı evde yaşıyorum ve 2 evimde de birer kedi var. Evinde kaldığım arkadaşlarımın evlerinde de birer kedi var. Kedilerle aram iyidir ve bu tek taraflı bir ilişki değil, kedilerin de genellikle benimle arası iyidir. ATM'de sıra beklerken veya kahve içmek için oturuyorken ayaklarıma sıklıkla kediler dolanır. Bu kedilerin yavşaklığıyla da alakalı olabilir. Alerjim olduğu için kedilerle olan iletişimimi bozmamak adına küçük bir bedel ödeyerek yanımda ve gittiğim tüm evlerde alerji ilacımı bulunduruyorum. Tüm bu kedili hayatım yerine köpekler olsaydı da aynı şekilde davranırdım zaten, sadece öyle denk gelmiş öyle gidiyor. Kedi, köpek veya herhangi bir hayvanla göz kontağı kurduğum zaman garip hissediyorum. Şu ana kadar karşılaştığım hayvanların çoğundan cüsse olarak büyüktüm ve kafam onlara kıyasla çeşitli sıkıntılarla veya mutluluklarla doluydu. Hayvanların bu düşüncelerim konusunda çok bir beklentisi olmadı ve olmaması beni hep daha da çok şaşırtıyor. Özellikle düşündüklerimi hissedermiş gibi davrandıkları zaman. İnsanlara kıyasla hayvanlara karşı çok daha az beklentim olduğu için, gözümün içine baktıktan sonra yanıma gelmeleri, yanımda uyumaları ve güvende hissetmeleri gibi şeyleri her yaptıklarında ilk kez böyle bir şey başıma gelmiş gibi seviniyorum. Bu kadar saf varlıklarla aynı hayatı paylaşıyor olmak tatlı bir his. Birini güvende hissettirmenin veya birinin yanında güvende olmanın verdiği mutluluk sonsuz mudur emin değilim, ama ömrümüzün ortalama bir evcil hayvan ömründen daha uzun olacağına istatistiksel olarak güveniyoruz diye, hayatın dinamikleri yüzünden birbirimizden bu kadar kolay vazgeçebiliyoruz. Hayvanların düşüncelerim konusunda bir beklentisi olmadı demiştim, bu da insanların yaptıklarından daha erdemli bir davranış mesela. Evcil hayvanına güçlü görünmeye çalışmana hiçbir zaman gerek yoktur, ama ağlarken yanına gelen bir hayvan istemsizce gözyaşlarını sildirir. İnsanlar seni hayata bu şekilde hazırlamıştır. Belki birbirimize karşı da bu kadar dramatik olmaya gerek yoktur, hayvanların yaptığı gibi çok daha temel şeyleri kabullenmeliyiz kendimiz için. Tek yapmamız gereken kıçımızı sallayarak yemek yemeye koşmak, günün belirli saatlerinde tuvalete gitmek, yanağımızın sevdirmek ve karşılığında sevgi göstermek. İş/okul için kurulan alarmlarla, fatura zamlarıyla, hastalıklarla uğraşmayı öğrenecek kadar da tecrübelenmişizdir zaten. Çok zor olmasa gerek, çünkü hayat bunu zorlaştırmıyor. "Happy" ismindeki bir köpek, kedim Tekirsu, evin muhtemel yerlerinde gezen böcek, Batıhan Köksal, camın öteki tarafından sesi gelen martı, geri kalan 7 küsur milyar insan ve sayamayacağım kadar çok hayvan ve çiçek, şu an hep birlikte UTC+03:00 28 Şubat 2022 03:45'i yaşıyor ve tüm bu kalabalıktan rastgele bir tanesi 03:46'yı göremeyebilir. Hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var ve bunu yapmak yerine insanların öğrendiklerimizi silmesine izin veriyoruz. Takaşi Murakami'nin mangası Yıldız Bekçisi Köpek bittiğinde birileriyle konuşmak istedim, ama bence başkasıyla konuşulması gereken değil, okuyanın kendi içinde yaşaması gereken bir manga. Hikayedeki karakterlerden, olay örgülerinden, çizimlerden falan bahsetmeyi kesinlikle istemiyorum. Hikayeyi merak ediyorsanız okuyabilirsiniz ve bence kesinlikle okuyun. Bu yazı mangayı okusanız da okumasanız da, kendime ve belki size bir şeyleri anlatabilmek için olsun istedim sadece. Bunun kararını da bu kitap üzerine yazı yazmak istedikten sonra ilk sayfayı tekrardan açınca verdim:

Künye

  • Yıldız Bekçisi Köpek (Hoshi Mamoru Inu)

  • Takaşi Murakami

  • Yayınevi: Gerekli Şeyler

  • Yayın Tarihi: Şubat 2022

  • Spiralmetre: 8/10



-İçimde kalmasıncılık: Çok sevdiğim ve yazıyı yazarken bolca aklıma gelen bir film/belgesel olarak Ahtapottan Öğrendiklerim (My Octopus Teacher).-

SON YAZILAR